Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA-Bundan tam üç yıl önce, Ortadoğu’daki Arap devletleri ve Batı cephesi, İslami Uyanış sayesinde çok büyük bir şok geçirdiler, ancak kısa sürede şoktan kurtularak, İslami Uyanış hareketini Suriye’deki yönetimi değiştirmek için yönlendirdiler.
Dera’daki yapmacık halk ayaklanmalarını düzenleyerek, Arabistan, Katar ve Türkiye’nin finansörlüğünü üstlendiği paralı teröristleri Suriye’ye geçirdiler. Hizbullah’ın müdahale etmesiyle Suriye hükümeti düşmekten kurtulsa da, Suriye ekonomisi ve altyapısı tamamen çöktü. Bu arada Dimeşk’in ortak düşmanları arasında da bazı bölünmeler oldu.
Müslüman Kardeşlerin Mısır’da işbaşına gelmesiyle birlikte, Türkiye kendini Mısırda kazanan taraf olarak görmeye başladı, ancak Müslüman Kardeşlerin düşmesiyle Mısır’daki Dimeşk karşıtı İhvan oluşumu da ortadan kalkmış oldu. Müslüman Kardeşleri destekleyen Türkiye ve Katar kendilerini İhvan karşıtı siyaset izleyen, Suudi Arabistan’ın karşısında buldular.
Dimeşk karşıtı muhalif gruplar arasındaki bölünmeler kısa sürede kendini gösterdi. Bu arada Türkiye ve Katar El Nusra terör örgütünden daha çok, IŞİD terör örgütünü desteklemeye başladı. Hizbullah’ın sahneye çıkmasıyla teröristler ne yapacaklarını şaşırdılar, özelliklede Batılı ve Arap gizli servislerinin geceli-gündüzlü bitmek tükenmek bilmeyen çalışmalarının ardından, işgal edilen Kusayr’ın geri alınması tüm dengeleri değiştirdi.
Bu arada, Irak’ta yaşanan siyasi iç karışıklık, IŞİD’in kendini göstermesi için en uygun fırsattı. Özellikle de Saddam’ın devrilmesinden sonra, Şiiler demokratik ortamda gerçekleşen seçimler sayesinde, Irak devletindeki en önemli makamları ele geçirmeyi başarmışken.
Kürtler ve Sünni aşiretler arasındaki Maliki karşıtlığı, IŞİD için en uygun ortamı sağlamıştı.
IŞİD, bu Maliki karşıtı grupların yardımı sayesinde birkaç sat içinde hiçbir savunmayla karşılaşmadan Irak’ın 30% unu işgal etmeyi başardı.
Erdoğan, Musul’daki 45 kişiden oluşan Konsolosluk çalışanlarını IŞİD’e teslim ederek görülmemiş bir kurnazlıkla IŞİD’le olan irtibatını gizlemeye çalıştı. Bu mesele bugüne kadar IŞİD ile direkt olarak doğrudan karşı karşıya gelmesini engelledi.
Irak’ta Ayetullah Sistani gibi büyük Şii dini mercilerin cihat fetvası vererek olaya müdahil olmaları, sayesinde Bağdat düşmekten kurtulsa da, Erdoğan’ın kanlı düşmanı Nuri Maliki görevinden istifa etmek ve çekilmek zorunda kaldı.
IŞİD’in Bağdat kapılarına kadar dayanması, Türkiye’nin İran’ın ortağı sayılan Irak’taki hakim rejimin kısa sürede düşerek dağılacağına ve Ankara’nın kontrolü tamamen ele alacağına, İran’ın bölgedeki nüfuzunun azalacağını hatta savaşın İran sınırlarına kadar varacağını zannetmelerine neden oldu.
Bundan ziyade, Ebubekir El Bağdadi ve taraftarları Türkiye için çok büyük menfaatler sağlamaktaydı. IŞİD teröristleri Türkiye’nin içinden çıkamadığı 40 yıllık krize, AKP ve Erdoğan için çözüm bulmuşlar gibiydi.
YPG o günlerde ne yapacağını şaşırmıştı, Türk Silahlı Kuvvetlerine mi saldırsın yoksa Suriye’de Kobani’de ki Kürt yurttaşlarının can, mal ve namusunu, vahşilikte sınır tanımayan IŞİD terör örgütünden mi korusun.
IŞİD terör örgütü Türkiye’nin güçlü komşuları olan İran, Irak ve Suriye’nin teröristlerle çatışmasına sahne olurken, Türkiye Ortadoğu’daki siyasetlerini rahatlıkla yürütebildi.
Erdoğan Obama ile yaptığı görüşmede, IŞİD’e karşı yapılacak hava saldırılarının, Suriye ve İran’ın yeniden bölgede güçleneceğini açıkça beyan etti ve Ankara’nın hiçbir şekilde bölgede güçlü bir İran istemediğini söyledi.
Erdoğan IŞİD’i Ortadoğu ve bölgede Şii hilalinin belini kıracak bir araç olarak görmekte ve Ebubekir El Bağdadi’nin düşünce ve inanç tarzının da tamamen Şia ile zıt olduğunu bilmekteydi. IŞİD’in elinde bulundurduğu topraklar pratikte Irak ve Suriye arasındaki bölgeleri birbirinden ayırmış durumda.
Türkiye IŞİD’in işgal etmiş olduğu toprakları elden vermesini istemiyor, çünkü bu bölgede İran, Irak, Suriye ve Lübnan arasında bir kara bağlantısı olmasını istemiyor.
Türkiye’nin bölgenin güvenli olmamasını istemesinin en büyük dedeni, İran doğalgazının Irak, Suriye ve Akdeniz’e ulaşmasını engellemek içindir.
Türkiye’ye göre Suriye ve Irak’ta emniyet ve güvenlik sağlanırsa, İran kolaylıkla Akdeniz sahillerine ulaşabilecek, Türkiye ise Asya Avrupa ve Afrika’ya uzanan bağlantı yollarını elden verecek.
Diğer önemli bir konuysa, Irak ve Suriye’de yaşanan istikrarsızlık sayesinde akaryakıt ve tarihi eser kaçakçılığı kolaylıkla yapılabilecek. Bu kirli ticaretin çoğunu da MİT Başkanı Hakan Fidan ve Erdoğan’a yakın çevreler elinde bulundurmaktalar.
Bu ticaret, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın etrafındakilere çok büyük kazançlar sağladı, bu şahıslar haydan gelen bu servetin bir çırpıda huya gitmesini istemiyorlar.
ABD’nin Ortadoğu’daki IŞİD karşıtı göstermelik siyaseti, Türkiye’nin bu koalisyondan uzaklaşmasına sebep oldu.
Şimdiye kadar IŞİD teröristleri Türkiye için çok büyük faydalar sağladı, Ankara ortağı sayılan terör örgütü IŞİD’e saldırmak istemiyor, Erdoğan bu konuyu Obama ile yaptığı görüşmede açık ve net olarak söyledi.
Hakan Baştürk